29/03/2026
Tabii ki dostum, memnuniyetle!
İşte orijinal metnini, Türkçe gramer kurallarına tamamen uygun, daha akıcı, samimi ve etkileyici bir üslupla yeniden yazdım. Hem duygunu korudum hem de okuyan üzerinde daha güçlü bir etki bırakacak şekilde düzenledim:
Dostlar,
Bunu defalarca yazdım; tekrar yazmamın ne kadar doğru olduğunu açıkçası ben de tam bilemiyorum. Yine de içimden geldiği gibi paylaşmak istiyorum.
Evet, ben bir AK Partiliyim. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, yani Reis’e karşı derin bir muhabbet ve sevgi besliyorum. Bu muhabbetim, AK Parti’den ya da Sayın Cumhurbaşkanımızdan herhangi bir şahsi çıkar, menfaat elde etmiş olmama ya da bekliyor olmama dayanmıyor. Aksine, bazı bürokratlarının yanlış uygulamaları nedeniyle maddi ve manevi zararlar gördüm. Fakat zerre kadar umurumda değil.
Cumhurbaşkanımızın sadece bir bürokratı olan MİT Başkanı Sayın İbrahim Kalın’ın son konuşmasını izledim. Binlerce yıllık müktesebatın, Türk devlet aklının, kadim geleneğimizin, insanca ve Müslümanca duruşun, bilgi, zeka, belagat ve hitabetin zirveye ulaştığı muhteşem bir konuşmaydı. Düşünün ki; bu partinin ve bu liderin sadece bir bürokratında bile bu seviyede birikimi ve duruşu görmek mümkün.
Ben, başta da belirttiğim gibi, AK Parti’den ve Sayın Cumhurbaşkanımızdan hiçbir şekilde nemalanmadım. Tam tersine zarar gördüm. Ama bu da umurumda değil. Çünkü işimiz zeytin ve zeytinyağı. Tüm Türkiye’nin her kesimine hitap edebilecek, ürünlerimizi çok daha geniş kitlelere pazarlayabilecek durumdayız. Buna rağmen Türkiye sosyolojisinin yaklaşık %50’sine hitap ederek yolumuza devam ediyoruz.
Bazen bu kadar açık ve net AK Parti ve Reis sevgimi dile getirmem, karşı mahalleyi sert bir dille eleştirmem, bazılarına göre “yalakalık” gibi görünebiliyor ve ticari açıdan riskli bir duruş olabiliyor. Mevcut ticari racona ve paradigma ile tamamen ters düşüyor. Allah var, hiç umrumda değil!
Önce Allah’a, sonra işimi en doğru ve en dürüst şekilde, devletime ve milletime karşı hesap verebilirlik şuuruyla yaptığımı bil