19/07/2026
Bu sayfayı ODTÜ'ye 2012'de girmiş, Facebook'un Facebook olduğu zamanlarda okulda bulunmuş 3-4 kişilik bir arkadaş grubu olarak kurduk. Öğle ve akşam yemeklerimizin %90'ını yemekhanede yiyor, yok bir sebepten yemekhanede yiyemediysek de bugünlerde artık aktif olmayan "kafeterya" kısmına gidiyorduk. Başta son yıllarda taratora dönüştürelen, yemekhanenin asıl yıldızı Havuç Borona olmak üzere krem şokola, rosto köfte gibi yemekleri listede görünce de seviniyor, yemekhaneye ayrı bir sevinçle gidiyorduk. Sonra bu sevdamızı kendi dilimiz döndüğünce, Facebook'un da Facebook olduğu o dönemde bir mizah sayfasına dönüştürmek istedik. Beklediğimizden fazla ilgi gördü.
Sonra Facebook popülaritesini kaybetti, bizler de bu okuldan gelip geçen birçok kişi gibi işe girdik, yüksek lisana başladık, başka ülkelere taşındık derken belli başlı birkaç gündem dışında bu güzide sayfadan bir miktar koptuk.
Sayfaya bugünkü postu girmemizin nedeni olan Deniz de yazının en başında söylediğimiz gibi okula 2012 yılında girmiş, gösterilerinde vurguladığı birçok eylemi, kaybı, sevinci bizle benzer şekillerde yaşamış bir sıra arkadaşımız.
Olur da bu gönderiyi okuma şansı eline geçerse belki Deniz Göktaş'a da klişe ve komik gelecek şekilde; bu sayfanın takipçileri, bu sayfayı kuran insanlar ve daha birçokları Deniz Göktaş'ın en son "Ölü Deniz" isimli gösterisinde sergilediği mizahı "aaa bizden biri hala bizden biri yönünü koruyarak mizah yapıyor ve bayağı bayağı da ünlü oldu" şeklinde bir gülümsemeyle izledi. "Selam Selam" isimli ilk gösterisinde vurguladığı üzere muhtemelen amacı bu değildi. Fakat kendi deyimiyle "haber-siyaset" bağımlısı yönüyle oluşturduğu mizah dili binlerce insanda bu duydudaşlığı ortaya çıkardı.
Bizi en çok etkileyense, tutuklu bulunduğu cezaevinden yazdığı mektuptaki "yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı" kısmı oldu. En azından bu sayfanın aktif olduğu dönem için konuşacak olursak, biz ODTÜ yemekhanesinin yemeklerinin cezaevi yemeklerinden iyi olacağına yürekten inanmak istiyoruz fakat öyle değilse de boronayı çaktırmadan taratora dönüştüren kayyum yönetimine yönelik gerçek bir yemekhane sevdalısı tepkisi olmuş.
Neyse bu kadar nostalji yeter. Yazının başında dediğimiz gibi, Deniz Göktaş sıra arkadaşımızdı, sahnesini bi eyleme çevirdi ve yıllardır birçok arkadaşımızın başına geldiği gibi olana bitene ses çıkardığı için tutuklandı. Biz de sıra arkadaşımız Deniz için bir şeyler yazmak, sesini duyurmak istedik. İnanıyoruz ki o da yakında çıkıp yazı boyunca bahsettiğimiz duygudaşlığı oluşturan eylemleri/mizahıyla yine bizlerle olacak.