23/04/2026
Sami Dedeoğlu. Tevellüt 1932.
Babası Mehmet Dedeoğlu, Ezine’de Dedeoğlu Zeytinyağ & Peynircilik firmasını 1930 yılında kuruyor. Ben elbette sevgiyle abartarak, bildiğimiz Ezine tam yağlı beyaz peynirini icat eden firma diyorum onlara.
Herkes 25–30 ton süt ile çalışırken, onlar inek sütü kullanmayarak sadece bölgeden tedarik ettikleri dağ köylerinden koyun ve keçi sütüyle yılda 5 ton sütün üstüne çıkmıyorlar.
Butik üretim, inovasyon, sürdürülebilirlik, verimlilik, markalaşma gibi kelimeler bol bol havada uçuşuyor ya; işte Dedeoğlu firması da peynirde inovasyonu 1940’larda yapmış, limitli üreterek butik kalmış, ısrarla inek sütü karıştırmadan sürdürülebilir bir lezzette ısrarcı olmuş, üç kardeşin ortaklığında ayrılmadan, birbirine düşmeden de marka olmuşlar.
Müthiş ilham aldığım bir yolculukları var. Onların on katı büyüklükteki firmaların böyle bir marka algısı yok.
Sami Amca diyor ki:
“Babamız çok titizdi, dağ köylerini gezer, süt aldığımız köylülere süt tenekelerinin doğru temizliğini bizzat anlatır, gösterirdi. İnek sütü de getirir köylü ve bunu almazsan koyunların sütünü de vermem deyince, inek sütü de alınır ve eşe dosta dağıtılır, mandırada kesinlikle kullanılmasına izin vermezdi.”
Ailenin üçüncü kuşak üyeleri çoğunlukla hukuk okumayı tercih etmişler. Ailenin üçüncü kuşak üyesi Mehmet Dedeoğlu çok başarılı bir hukukçu.
İşlerin son on yıldır başında olan Selim Dedeoğlu’nun 9 yaşındaki kızı Derin, “Ben de Mehmet Amcam gibi avukat olacağım” diyormuş. Kim bilir, belki de Derin gelecekte hukuk okur ve sonrasında peynir ve zeytinyağı işine ilgi duyabilir.
Çok sıcak, insani ve bir o kadar da ticari bir başarı örneği barındıran marka/aile: Dedeoğlu ailesi.
Rahmetli Arman Kırım Hoca hayatta olsaydı, elimi ekşi mayaya soktuktan sonra hayatımda sadece ekmekle ilgili bir inovasyon değil, cennet ülkemizin yerli ürünleri ve üreticileriyle ilgili de gönül gözümü açtığını, hep önümde olanı fark etmemi sağladığını görebilseydi çok isterdim .