Aslında 10 yıl kadar Tıbbi Mümessillik yapmış, Ece'nin dünyaya gelmesiyle birlikte birçok kadın gibi en güzel meslek annelik demiştim. Ece büyürken, ilk temel ek gıdaya geçişimizle birlikte her anne gibi başladı bende bir doğal beslenelim telaşı. Ve kızım iyi beslensin, katkısız doğal ürünler yesin diye İnebolu-Hatay hattında mekik dokumalar.
İşte tam bu sırada anneanne,babaanne ve dedeler girdi
devreye.İnebolu ve Hatay ‘dan en doğalından ne varsa bulup buluşturuldu ve İstanbula gönderildi. Sarıyer'in köylerinden haftasonu gezmeleriyle birlikte sütler alındı, yoğurtlar yapıldı.Bu arada Ece çok az tavuk ama bolca balık yedi.Tekneler beklendi denize bakarak uzuun uzun taze balık uğruna:)
Kızım 4 yazını da çakıltaşları,upuzun sahil,ağaç tırmanmaları ve güzel diz yaralarıyla İnebolu’da geçirdi. Her anne ve baba gibi onu şehrin kaosundan kurtarmak, iyi hissedeceği şeyleri yapmaya özen göstermekti bütün derdimiz. Kendimiz için de aynı şekilde yaşamak ve beslenmek esas oldu.Tamam itiraf ediyorum bazı geceler dürüm ve kokoreç gibi kaçamaklarımız da olmadı değil:) Ama genel olarak doğal olan ürünleri,katkısız ürünleri tercih etmeye çalıştık .Şimdi kendi evimde kendi soframda yediğim tüm ürünleri bir araya getirdim. Neden mi?
Çünkü güzel yemek yaptığıma inanıyorum ve doğal ürünlerle yapılmış yemeklerin lezzetinin çok çok daha güzel olduğuna inanıyorum.Birgün canım arkadaşım Canan’la yemek yerken '' Ne duruyorsun Gülşah bu tatları artık insanlarla paylaşmalısın” diyerek içimdeki girişimci ruhu uyandırınca o güne kadar gıda ve beslenme üzerine sayısız proje yapmış olan bendenizde bir ışık yandı :) Hemen bu sıcak ve samimi proje için düğmeye bastım.Hatay ve İnebolu'dan aldığım tüm ürünleri listeledim.En doğalından,en güzelinden, tekrar tekrar tattım,tattırdım ve ben Gülşah ile biricik kızım Ece den doğdu GÜLCE..