09/05/2024
Bizim ilk vazifemiz, Allah’a ve diğer beş iman esasına, yani Kitaplara, resullere, meleklere, ahirete ve kadere Allah’ın istediği şekilde iman etmektir.
Bu cümlenin son kısmı özellikle günümüzde fevkalade önemlidir. Çünkü günümüzde öyle insanlarla karşılaşıyoruz ki, kendini Müslüman sanıyor, ama bakıyorsunuz ki alenen imana ve İslama aykırı söz ve davranışları olabiliyor. Evet, Allah’a iman ediyor ama nefsinin ve nakıs aklının istediği şekilde iman ediyor, Allah’ın istediği ve Peygamberin (asm)'in öğrettiği şekilde değil.
Unutmayalım ki Kur'an ve Siyer kitapları Mekke dönemindeki müşriklerden bahseder. Yani bir şekliyle “Allah” inançları var, ama kendi akıllarınca, kendi nefislerince, kendi zanlarınca var... Yani işlerine nasıl geliyorsa öyle kabul etmişler; aynı günümüz müşrikleri gibi!
Bol sıfırlı bir sayının ilk rakamı “1” değil de sıfırsa, ardına ne kadar sıfır eklersek ekleyelim, başına “1” yazmazsak o sıfırlar hiçbir değer ifade etmez.
İşte ahirette ebedi adresimizi belirleyecek sayının ilk “1” rakamı imanımızdır. Salih amellerimiz ise sonraki sıfırları oluşturacaktır.
Onun için tekrar ve ısrarla diyoruz ki, ilk iş imanın 6 esasına Allah’ın istediği şekilde iman etmektir.
Peki bu yeter mi?
Elbette yetmez! Hem yetmez, hem de sürekli olarak, canımız tende olduğu müddetçe her gün, her an bu imanımızı geliştirmek, pekiştirmek mecburiyetindeyiz.
İman öyle bir şeydir ki, âdeta akıntıya karşı yüzmek gibidir. Ne zaman ki dururuz akıntı bizi gerisin geri, hatta Allah korusun daha da geri götürebilir.
Onun için büyük bir nimet olan imanımızı, sürekli olarak inkişaf ettirmeli ve tahkiki imana ulaşmaya gayret etmeliyiz.