Bakkal ŞEFİK AMCA"Tıpkı eski zamanlardaki gibi"

Bakkal ŞEFİK AMCA"Tıpkı eski zamanlardaki gibi" gıda temizlik içecek

NERDE ŞİMDİ BU BAKKAL AMCALAR?Eskiden Bakkal Amcalarımız Vardı. 25 Kuruşa 5 Tane Açıkta Kutudan Büsküvi Verip Satarlardı...
28/01/2026

NERDE ŞİMDİ BU BAKKAL AMCALAR?

Eskiden Bakkal Amcalarımız Vardı.
25 Kuruşa 5 Tane Açıkta Kutudan Büsküvi Verip Satarlardı.
2 Bisküvi Arasına Lokum Koyup Satarlardı.
Nerde Şimdi Bu Bakkal Amcalar.
Babamız İşteyse Annemizdede Para Kalmadıysa "Oğlum Git Bakkal Amcadan 20 Tl Para İste, Tüpçüye Verecek, Akşama Baban Gelince Vereceğiz..." Derlerdi.
Annemiz Gezmeğe Çıkarken Evin Anahtarını Bakkala Bırakır Giderdi.
Kiralık Evi Olan Anahtarını Bakkala Bırakırdı.
İster Günlük İster Ay Sonu Veresiye Yazarlardı.
Bakkala Gider Bir Ekmek Veya Çikolata Alır,
Akşama Babamız Gelince Vereceğiz Derdik.

Nerde Şimdi Bu Bakkal Amcalar?

GÜNÜN HİKAYESİ.... O dükkânın ışığı, aslında içeride yanmaya çalışan bir adamın son direnişiydi…”Bizim mahallede o ışık,...
30/11/2025

GÜNÜN HİKAYESİ....
O dükkânın ışığı, aslında içeride yanmaya çalışan bir adamın son direnişiydi…”
Bizim mahallede o ışık, Siteler’e vuran ara sokakta, Mehmet Usta’nın bakkal-bufesiydi.

Ben yeni taşınmıştım .

Gece 02.00’de eve dönerken ışık yanardı.
Sabah 06.00’da ekmek almaya indiğimde yine yanardı.

Kendi kendime hep aynı şeyi söyledim:

“Herhalde kardeşiyle nöbetleşe bakıyor…”

Bir gün lafa girdim:

— “Abi selam söyle, geçen ikiz kardeşinden alışveriş yaptım.”Başka türlü 20 saat burda olman mümkün değil.

Mehmet Usta gülümsedi…
Ama gözleri gülmedi.

— “Benim kardeşim yok.
Var da… yok sayılır .”Görüşmüyorum.

O an anladım…

Bu hayatın tüm yükünü tek başına taşıyan bir adam varmış o dükkânda.

Zamanla aramızda bir sessiz dostluk oluştu.
Her gelişimde iki dakikalık sohbet…

Bir gün kendi açtı içini.

— “Bu dükkânı ilk açtığım yıllar… ohh dünya varmış derdim.
Kasayı bırakır giderdim.
Sohbetim vardı.
Günlük tatile bile çıkardım.”

Bir an sustu.
Sanki boğazında bir düğüm vardı.

— “Sonra bir gün… raflara baktım.
Azalmış.
Kasa tükenmiş.
En yakınlarım para çalmış.”

Başını eğdi.

— “Paradan değil…
İnsandan acır canın.
İflas bir günde olmaz .
Esnaf yavaş yavaş ölür.”

Devam etti:

— “Ev kiraydı.
Dükkân kiraydı.
4 Çocuk okuldaydı.
Kart borcu tepede…
Kardeslerim destek olmadı.

Kayınpedere dedim ki:
‘Bana değil… torunlarına yardımcı ol.’”

Derin bir nefes aldı.

— “Adam yüzüme bile bakmadı:
‘Kızım için veriyorum, senin için değil.’
Kayinço da aynısını dedi.

Kalbime biri taş koydu sandım o gün.”

— “O günden sonra ,
Dükkânı kapatmadım.
Bazen gece 03.00’te kapadım, 05.30’da açtım.

Günde 20 saat çalıştım.
Borçları kapadım.
Bir de ev kredisine girdim…”

Saçları dokunduğunda kar gibi beyazdı artık.
Elli yaşındaydı ama altmış beş gösteriyordu.

Ama omuzları hâlâ dikti.
Çünkü o omuzlar, bir aileyi taşımaya alışmıştı.

Bir gün kasanın yanında sulu boya bir resim gördüm.

Deniz…
Güneş…
Bir baba…
Elinden tutan küçük bir kız…

— “Kim çizdi bunu?” dedim.

Adamın gözleri bir anda buğulandı.

— “Küçük kızım…
Tatile gittiğimizi… hayal edip çizdi.”

Sustu.
Sustu.
O sessizlik var ya… insanın içine işleyen cinstendi.

Sonra fısıldadı:

— “Ben babalık yapamadım ”

Bir akşam oğluyla tartışırken gördüm.

Genç gidince sordum:

— “Ne oldu?”

— “Üniversitede okuyan oğlum.”

Gözleri dibe çökmüş hüzün gibi ağırlaştı.

— “Kızım sinüzit olmuş kronik
Bağ-Kur’u ödeyemedim
Oğlan okul revirinde sinüzit taklidi yapmış.

Doktor hanım da anlamış…
‘Baban müstehak değildir herhalde… ama yine de ilaç yazayım’ demiş.

Evlatlarımın beni savunmak için yalan söylemesi…
İşte o vurdu beni…”

Başımı eğdim.
Cümle kuramadım.

Kara haber… Dizlerimin çözüldüğü an....

Bir cuma günü öğlen internette bir haber gördüm:

“Ankara’da esnaf Mehmet K. dükkanında kendini as- tı.”

İsim tuttu…
Soyisim tuttu…
Meslek tuttu…

Boğazım yandı.
Ellerim uyuştu.
Ekrana bakakaldım.

Koşa koşa aşağı indim.

Yirmi saat açık duran o dükkân…

KAPALIYDI.

Fısıldadım:

“Herhalde cenaze kalktı…”

Oracıkta dizlerimin bağı çözüldü.
Kaldırım taşına oturdum.
Gözyaşım aktı, susturamadım.

Tam o sırada omzuma bir el dokundu.

Başımı kaldırdım.

Mehmet Usta.

— “Hiç sorma evlat…
Ben değilim. Aynı isim ve soyisimli bir esnaf vefat etmiş.
Bugün telefonlar susmadı.
Ben de cuma namazına giderken kapattım dükkânı…”

O an sarıldık.
İkimiz de ağladık.
Bir adamın ölümüne değil…
Hayatta kalmasına sevindik.

Biraz sakinleşince ona döndüm:

— “Mehmet abi… Bana güvenir misin?”

Gözünü kırpmadı:

— “Elbette evlat.”

Arabamın anahtarını uzattım.

— “Bu hafta sonu fiyatları yaz koy.
Dükkânı ben tutacağım.
Sen çocuklarını al…
Antalya’ya git.
Denizi gör.
İki gün nefes al.”

Adam hiçbir şey demedi.
Sadece gözünden iki damla yaş süzüldü.

O damlalar, bir ömrün ağırlığını anlatıyordu.

Mahallenin görünmez hafızası

O iki gün boyunca dükkânı ben tuttum.

Gelen herkes aynı soruyu sordu:

— “Mehmet abi nerede?”

Herkesin gözleri doldu.

Bir kadın:
— “İşsizdim, taksi paramı ödemişti.”

Bir genç:
— “Defterden borcumu sildi.”

Bir yaşlı adam:
— “Gece açtım, tost yaptı, para almadı.”

Bir iş adamı:
— “Bugün ne olduysam, onun sayesinde oldum.”

O iki günde şunu öğrendim:

Bir esnafın çöküşü sessiz olur…
Ama bir esnafın iyiliği, bir mahallenin omzunda taşınır.

Yazarin Notu:
“Bizim sokakta da yıllar önce bir esnaf abimiz vardı…
Herkes onu çok çalışkan bilirdi.
Kepengi en son o kapatırdı, ışığı en son o söndürürdü.
Ama meğer kendi içine çökmüş bir dağ taşıyormuş…

Bir sabah kepenk inmedi yukarı.
Sessizce yenilmişti kendi yüküne.
Ruhu şad olsun…

Bu hikâyeyi işte onun için yazdım.
Ve onun gibi sesi çıkmasın diye kendini tüketen,
çocukları üzülmesin diye dertlerini yutan,
“Ben hallederim,” deyip geceleri gizlice ağlayan
tüm esnaflar için…

O dükkânı sonra başkaları devraldı, hâlâ açık.
Ama o adam yok artık.
Rafların arasında gezen bir gölge gibi…
Bir emek kokusu, bir sessiz çaba, bir eksiklik kaldı sadece.

Gerçek hayatta her hikâye Antalya tatiliyle bitmiyor.
Kimi evine ekmek götürmek için kendini parçalıyor…
Kimi borcuna yeniliyor…
Kimi de sessizce bir sabah yok oluyor.

O gün okuduğum o kara haber var ya…
Keşke gerçekten “isim benzerliği” olabilseydi.
Bu hikâyede mutlu bitsin istedim.
Çünkü gerçek bazen fazla ağır, fazla acı.

Allah, sessizce yük taşıyan tüm esnaflara güç versin.
Kimse kendi dükkânında kendi yüreğine yenilmesin…”

Bu hikâye, o görünmez yükleri taşıyan tüm gerçek esnaflardan ilham alınarak yazılmıştır.
Dileyen herkes izin almadan paylaşabilir.

03/09/2024

Address

DURAK MAHALLESİ CUMHURİYET MEYDANI NO14 TAVŞANLI KÜTAHYA
Tavsanlı

Opening Hours

Monday 09:00 - 20:00
Tuesday 09:00 - 20:00
Wednesday 09:00 - 20:00
Thursday 09:00 - 20:00
Friday 09:00 - 20:00
Saturday 09:00 - 20:00
Sunday 00:00 - 20:00

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Bakkal ŞEFİK AMCA"Tıpkı eski zamanlardaki gibi" posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Bakkal ŞEFİK AMCA"Tıpkı eski zamanlardaki gibi":

Share